Kazanmanın Anahtarı, Stres Altındaki Duruşunuzdur!

KAZANMANIN ANAHTARI, STRES ALTINDAKİ DURUŞUNUZDUR!

Kazanmanın Anahtarı, Stres Altındaki Duruşunuzdur!

12 Haziran 2020 - 14:06
By

Günümüz dünyasında farklı sebeplerden dolayı stresin türlü hallerini yaşıyoruz. Belirsizlikler, korkular, endişeler, kişisel nedenlerle kendimizi stresin içinde buluyor ve fark etmeden de olsa onunla savaşıyoruz. Bu yazıda stresin insan vücudunda yarattığı etkilerin arka tarafında yatan mekanizmadan bahsetmek istedim.

Vücudumuzun stres sonucunda aşınması ve yıpranmasının, oluşan fizyolojik sonuçlara bir yanıtı olan Allostatik Yük 1993 yılında McEwen ve Stellar tarafından bulunmuştur. Beynimiz stresin etkilerini öngörerek bunları stabilize etmeye uğraşır, bu uğraşı allostasis modelidir. Allostaz vücuttaki fizyolojik sonuçları azaltmak amacıyla homeostazi düzenlemeye çalışır. Bu durum beynimizin ihtiyaçlarını tahmin etme ve ortaya çıkmadan önce hazırlanma yeteneğini ifade eder.

İnsan beyni belirsizlikten ve bunun algısından hoşlanmaz. Allostasis, bu belirsizlikleri azaltmak için uğraşan beynin bunu yapmasına destek olur. Buraya kadar güzel de bu işlem beynin enerjisinin önemli bir miktarını alır ve çözüm üretemezse durum kronikleşir, ardından da allostatik yük birikir. Örneğin Covid-19, dünya toplumlarındaki hemen herkesi belirsizlik yaşamaya, acaba ne olacak bunun sonu diye düşünmeye itmedi mi? Çünkü belirsizlik, öngörememe var işin içinde.

Allostatik yük, kardiyovasküler ve duygusal tepkilerin yoğun şekilde üretilmesine neden olur. Yüksek kan akışı tansiyon, bilişsel işlev bozukluğu ve depresif olma halini hızlandırır. Özellikle belirsizlikle başa çıkma ve azaltma yeteneğimizi en aza indirir. Hepimiz yaşamımızda yanlış kararlar almışızdır. Ancak allostatik yük altında boğuşurken yanlış karar alma riskimiz bu nedenle çok daha fazladır. Stres sayesinde içine girdiğimiz bu durum vücudumuzda kortizol, tiroid, immün sistem ve yukarıda bahsettiğim kardiyovasküler sistemimizde türbülanslara neden olur. Uzun süreli stres seviyeleri kan şekeri seviyemizin de artmasını sağlar. Enflamasyonun artışı, dikkat azalması, korku seviyelerindeki yükselme, immün sistem sorunları; bizim stres seviyemizde artış olduğunda kendimizde gözlemlediğimiz, arkasında allostatik yükün artışının olduğu semptomlardır.

Bu olguları aşmak için çoğu zaman alkol, sigara, vb. şeylerden destek almaya çalışır, bu sayede yaşadığımız bu halden kurtulmayı başaracağımızı düşünürüz. Hareketsizlik, sosyallikten uzaklaşma, isteksizlik, sinirli olma ve mutsuzluk hali bir döngü olarak işlemeye devam eder.

Buraya kadar özellikle stresin allostatik yük oluşturmadaki etkisinden ve bu yükün vücudumuzda yarattığı onarılması zor olumsuzluklarından bahsettik. Peki bunu önlemenin ya da riski azaltmanın yolu var mı? Elbette var, öncelikle yapısal ve davranışsal faktörlere dikkat etmeliyiz. Farkındalığımızı geliştirmeliyiz, bu sayede kendimizi ne kadar iyi tanırsak farklı durumlara karşı vereceğimiz tepkileri de ona göre daha iyi yapılandırma şansımız olur.

Belirsizlik çağdaş yaşamımız içerisinde her zaman karşımızda olabilecek bir şey değil mi? Bunu yönetmenin en kolay yolu yani bunun panzehiri olası sonuçları öngörmeye çalışmak. Olması muhtemel sonuç alternatiflerini çıkarın, her alternatif için bir hareket planı belirleyin. Sadece bunu yapmak bile beyninizdeki belirsizlik algısını alternatifler üzerinde çalışmaya itecektir.

Stresin en önemli oluşturucularından biri de anda kalamamaktır. Neden anda kalamayız; çünkü vereceğimiz karar, alacağımız aksiyon ya geçmişteki olumsuz bir deneyimi çağrıştırır veya gelecekte olası olumsuz sonuçları düşünmeye bizi sevk eder. İşte stresin oluşumunu en çok desteklediğimiz an. Mümkün olduğunca içinde bulunduğumuz an gerçeklerine ve gerekliliklerine odaklanmak, diğer zaman dilimlerinin stresini yaşamamızı azaltacaktır.

Diğer yöntemlerden biri de yaşadığımız şeylerin sadece bizim tarafımızdan yaşandığını düşünmektir. Oysa benzer durumları ve olayları milyonlarca insan yaşamakta ve farklı şekillerde baş etmeye çalışmaktadırlar. Bu durumda bakış açımızı genişletmeye çalışmak çok önemlidir. Pozitif olmak stresin en önemli düşmanlarından biridir. Durumlara pozitif bakabilmek, karşımızdakine empati kurabilmek, kendimizde bunu bir rutin haline getirmeye çalışmak bize tahminimizden fazla yol aldıracaktır.

Stres her insanın farklı şekillerde yaşadığı, hayatımızın kaçınılmaz bir parçası. Size bunun insana verdiği zararları, basit bir dille genelleyerek anlatmaya çalıştım. Artık stresin vücudumuzdaki işleyiş mekanizmasını biliyorsunuz. Engel olmak elinizde. Hepinize stressiz ve sağlıklı bir yaşam dilerim.

Paul Brown’ın sözünü unutmayalım; “Kazanmanın anahtarı, stres altındaki duruşunuzdur.”

Ersin Denizseven

Eğitmen, Yönetici Koçu