Ahmet-Mehmet-Süreyya ve Denge

Ahmet-Mehmet-Süreyya ve Denge

27 Ekim 2020 - 09:39
By

Ahmet

Dünya finans piyasalarında itibar sahibi, çok uluslu, devasa bir şirketin Türkiye Genel Müdür Yardımcısıydı. Birçok departmandan sorumluydu ve ona bağlı çalışan departman yöneticilerinin hemen hepsiyle harika ilişkiler kurmuştu. Ekibi nezdinde güvenilen ve takip edilen, lider bir yöneticiydi. Yurt dışındaki merkezde bulunan üst yöneticileriyle de sağlam ilişkiler kurmuştu. Orada da güvenilir ve takdir edilen bir yöneticiydi. Salgında risk yönetimi, ekonominin ülkedeki durumu, bölgedeki gelişmeler ve sürekli değişen gündem gibi hepimizin uğraştığı sorunlar haricinde büyük bir sorun yaşanmıyordu.

Mehmet

Başında olduğu departman, çalıştığı küresel şirketin Türkiye bacağında son derece önemliydi zira bilişimle ilgili tüm konular onlardan soruluyordu. Hem sektör hem de şirket içinde aynı seviyedeki yöneticilere göre çok daha iyi kazanıyordu… Elbette ekibinin de maaşları diğer departmanlarda eşit pozisyonda çalışanlara göre daha yüksekti. Sporunu yapan, zengin ve hareketli sosyal hayatını sosyal medyadan paylaşan, TV programlarına davet edilen, çeşitli forum ve panellere konuşmacı olarak çağrılan bir isimdi ve sektörün başarılı bulunan, tanınmış yöneticileri arasındaydı.

Süreyya

Kısıtlı ekibine ve ağır iş yüküne rağmen mucizevi sonuçlarla çalıştığı uluslararası kuruluşa, her yıl milyonlarca liralık tasarruf sağlayan atom karınca gibi her yere yetişen ve ekibinin motivasyonunu da bu tempoda daima yüksek tutmayı başaran bir yöneticiydi. Yurt dışındaki tepe yönetimin -bir türlü anlayamadıkları Türkiye dinamiklerine- uygun olmayan taleplerini yeri geldiğinde geri püskürtüyor, gerektiğinde yumuşatıyor ve mümkünse ülke koşullarına adapte ediyordu. Sık sık ailesine ayıracağı vakitten çalsa da “Olmadık bir sorun varsa (kendi görevi olmasa bile) Süreyya çözer” algısını oturtmuştu.

Ahmet – Mehmet – Süreyya

Buraya kadar 3 başarılı yönetici profili okudunuz…

Peki, gerçekten öyleler mi?

Önce şunu söyleyeyim:

Bu 3 yönetici de aynı şirkette çalışıyor ve hem kendilerinin hem de şirketin ismi anonim kalacak. İlk intibada hepsi başarılı gibi görünse de hadise detaylara bakınca netleşiyor:

Ahmet, altındaki yöneticilerin birbirleriyle iletişimindeki sorunları zamanında fark edemiyor: İş işten geçtikten sonra da görmezden geliyor. Ona bağlı orta düzey yöneticilerin büyük bölümü aralarında bir iki yöneticinin fena halde kayırıldığını düşünüyor.

Mehmet, resmen dedikoduların merkezi olmuş vaziyette: O konuşma senin, bu TV programı benim diye dolaşırken, bolca seyahat edip sporunu yaparken ekibini doğru düzgün yönetemediği konuşuluyor. Birçok yönetici Mehmet’in ekibinden tonla işin yetişmemesinden dolayı zor durumda kalıyor ve onların işini de yapmak zorunda kaldıkları oluyor.

Süreyya ve ekibi çatlamak üzere! Kendisi dâhil ekibindeki hiçbir çalışanı -bırakın kendilerini- ailelerine vakit ayıramıyor. Hepsinde strese bağlı fiziksel rahatsızlıklar görülmeye başlamış vaziyette. Üstelik zaten ağır olan iş yüküne ek olarak onun bunun da işlerindeki sorunlar bu ekibin üstüne yığılmış durumda. Ailelerinden, kendilerinden, sağlıklarından çalarak işe ve diğer departmanlara iyi niyetli yaklaşımları; üst yönetime kendileriyle ilgili olarak giden sayısız şikâyetle karşılık buluyor. Ne yapsalar yaranamıyorlar.

Peki, sorun ne?

Üçünün de sorunu aynı: Dengesizler.

  • Ahmet altındaki yöneticileriyle iletişimini iyi yürüttüğünü düşünse de onlarla dengeli bir ilişki kuramamış durumda…
  • Mehmet kendi penceresinden iş-yaşam dengesini sağlamış görünse de ekibi de iç paydaşları da aynı fikirde değil; zira işler yetişmiyor.
  • Süreyya ise kendini parçalarcasına çalışsa da hem ruh sağlığı hem de fiziksel sağlığı alarm veriyor çünkü en son ne zaman doğru düzgün uyuduğunu hatırlayamayacak durumda.

Aslında hepimizin sorunu sıklıkla dengeyle ilgili

“Rakamlar ve görünürdeki sonuçlarla ölçülen bir başarı değerlendirmesi üzerine kurulu bir sisteme sahip Kurumsal Dünya’nın hızla daha insani koşullara evirileceği” düşüncesi son derece romantik ve kısa zamanda gerçekleşmesi de mümkün değil.

Bu yüzden; koşullardan şikâyeti bırakıp yaptığınız işte, yönettiğiniz ekiplerde ve elbette özel hayatınızda son derece objektif bir bakış açısıyla dengeyi sağlamak birincil hedef olmalı.

Dengeyi sağlamak içinse koçlukla destekli yönetici gelişim programları, hızlı sonuçlar yarattığı için giderek önem kazanıyor. Hayatınızı dengesiz olarak yaşıyorsanız konuyla ilgili hızla eyleme geçmeniz ruhsal, duygusal ve fiziksel sağlığınız için harika olacak!

Tolga V. Hancı

Eğitmen, Yönetici Koçu

Koçlukla destekli yönetici gelişim programlarımız ile ilgili bilgi almak için tıklayınız.